Aile Hukuku

Aile Hukuku

Alican Yücebıyık / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

 

Nafaka Borcu Olduğu Belirtilmeden Yapılan Ödemeler Nafaka Ödemesi Sayılmaz

Aile mahkemesinde görülen menfi tespit davasında davacı baba, davalı anneye çocuklarının özel okul masraflarını karşılaması ve buna ek ödemelerle sorumluluğu olan nafakadan kat kat fazlasını ödediğini, buna rağmen davalı tarafından 101.181.50 TL’lik nafaka borcunun ödenmemesine ilişkin başlatılan icra takibi hakkında borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkeme bu talebi kabul ederek ödenen bedellerin nafaka olarak sayıldığını belirterek davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmetmiştir. Temyiz incelemesine giden davada Yargıtay, özel okul ödemelerinin nafaka mahsubu olarak ödendiğinin belirtilmediğini tespit ederek bu bedelleri nafakadan saymamış ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Ödemelerin nafaka sebebiyle yapıldığının belirtilmesi gerekir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, E. 2016/26225, K. 2018/11584.

 

Çocukların Velayeti Babaya Verilmiş İse Anne İştirak Nafakasından Sorumludur

Görülen davada çocukların velayeti kendisinde bulunan baba, çocukları adına davalı annenin iştirak nafakası ödemesini talep etmiştir. Davalı anne, babanın gelirinin yüksek, kendisinin ise ev hanımı olduğunu ve yalnız babasının ona aldığı evden gelmek üzere 800 TL gelirinin bulunduğunu belirtmiştir. Mahkeme davalı lehine olarak çocuklar için toplamda 350 TL iştirak nafakasının ödenmesine hükmetmiştir. Temyiz edilen davada Yargıtay, somut olayda gelir durumlarını inceleyerek, belirlenen iştirak nafakasının TMK. 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu söylemiş ve daha uygun miktarda nafaka belirlenmesi amacıyla davayı bozmuştur. Nafaka belirlenirken hakkaniyet gözetilmelidir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, E. 2018/6724, K. 2018/11330.

 

Yabancı Mahkeme Tarafından Nafaka Ödenmesine İlişkin Kararın Türkiye’de Uygulanabilmesi İçin Mahkeme Kararı İle Tanınması Gerekir

Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yurtdışında verilen nafaka kararının tanınması ve tenfizi istemi ile açılan davada mahkeme, uluslararası sözleşme hükümlerine göre, kararın tanınmasına gerek olmaksızın uygulatılabileceğini söyleyerek reddi dava etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016 yılında MÖHUK’ta yapılan değişiklikle yabancı devlet kurumları tarafından kesinleşen ilamların icra olunabilmesini, mahkemece tanınması ve tenfiz edilmesi zorunluluğuna bağlamıştır. Bu sebeple hüküm HUMK.nun 426/7 maddesi uyarınca kanun yararına bozulmuştur.

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, E. 2016/20654, K. 2018/10592.

 

Boşanma Sonucu Erkeğin Çalışmıyor Olması, Kadının İse Çalışıyor Veya Tam Kusurlu Olması Kadın Lehine Tedbir Nafakasına Hükmedilmesini Engellemez

Mahkemece boşanma sonucu kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmiş ancak daha sonra erkeğin çalışıyor ancak kadının çalışmıyor olması sebebiyle tedbir nafakasına ilişkin kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Özel mahkemece incelenen davada kadının çalışıyor olması veya gönül ilişkisi sebebiyle tam kusurlusu olması gerekçesiyle tedbir nafakasının ödenmesinin engellenemeyeceği belirtilerek, boşanma ve kusur derecesine ilişkin esaslar onanmış ancak nafakanın durdurulması kararı bozulmuştur. İlk derece mahkemesinin direnmesi sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, somut olaydaki tedbir nafakasının durdurulması gerekçelerinin aslında nafaka ödenmesine engel teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir.

YGHK., E. 2017/2-1891, K. 2018/1577.