Danıştay’ın Andımız Kararı Üzerine Bir İnceleme

Tarık SEZAN

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Son günlerde en çok konuşulan konulardan biri şüphesiz Danıştay’ın geçtiğimiz günlerde verdiği 2013/10501 Esas Numaralı ve 2018/2319 Karar Numaralı karar ile Öğrenci Andı’nın okutulmamasına yönelik uygulamanın iptal edilerek, okullarda andımızın tekrardan okutulmasına ilişkin uygulamanın geri getirilmesi olmuştur. 2013 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İlköğretim Okulları Yönetmeliği’nde yapılan bir değişiklik ile ilk dereceli okulların öğrencilerinin Öğrenci Andı okuma zorunluluğu kaldırılmış, ilgili değişikliğe yönelik olarak ise Türk Eğitim-Sen tarafından iptal davası açılmıştı. 2013 yılında açılan bu dava, geçtiğimiz ay sonuçlandı. Danıştay 8. Dairesi tarafından yönetmelikte yapılan değişiklik ile andımızın okutulmasına ilişkin uygulamanın  kaldırılmasını hukuka aykırı bularak, ilgili yönetmelik değişikliğini iptal etti.

Söz konusu kararın ardından birçok farklı görüş ortaya atılarak karar tartışılmaya başlandı. Nitekim tartışmalar devam ederken işbu  karara MEB tarafından itiraz edilerek karar için temyiz yoluna başvuruldu. Yapılan itiraza ilişkin olarak iptal talebi ilerleyen günlerde İdari Dava Daireler Kurulu’nda yeniden görülecek.

Öğrenci Andı’nın günümüze kadar geliş aşamasına kısaca değinmemiz gerekirse ant, 1932 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip tarafından Milli değerlerin Türk çocuklarına aşılanması amacı ile hazırlanmıştır. 18.05.1933 yılında yayımlanan bir genelge ile ilk dereceli okullarda her gün okutulmaya başlanan metin, günümüze kadar iki kez değişiklik göstermiştir. Kısacası ant, genel hatlarıyla, Anayasa’nın 2. Maddesinde yer alan değerlere bağlı nesillerin yetişmesi uğruna hazırlanmıştır.

Nitekim 08.10.2013 tarihli  08.10.2013 tarihli Resmi Gazete kararı ile ilk dereceli okullarda okutulan ant, okutulmamaya başlanmıştır. İlgili karar ile, öğrenci andının okutulmasını zorunlu kılan MEB İlköğretim Okulları Yönetmeliği’nin 12. Maddesi kaldırılmıştır. Kaldırılma kararının üzerine Türk Eğitim Sen tarafından karara itiraz edilmiş, yürütmenin durdurularak yönetmelik değişikliğinin iptali için Danıştay’a başvurulmuştur. İlk aşamada yürütmenin durdurulması talebi kabul edilmese de iptal talebine yönelik davaya ilişkin yargısal süreç devam ettirilmiştir. Söz konusu dava ise günümüze kadar yaklaşık 5 yıl sürmüştür.

Andımızın kaldırılma sebebi hakkında ise çeşitli spekülasyonlar ortaya çıkmış olup bunların başında Türklük vurgusunun sair etnik kökenli vatandaşlar için nahoş bir durum olduğu iddia edilmiştir. Ancak önemle belirtilmesi nokta ise Anayasa’nın 66. Maddesi’nde geçen tanıma göre, Türklük kavramının sair etnik kökene yönelik bir tanım olmadığı aksine Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk olarak kabul edilmiştir. Bu halde, söz konusu söylemler ve eleştirilerin somut bir anlam ifade etmediği ortadadır.

Bununla beraber andın okutulması sırasındaki fiziki şartların öğrenciler için uygun olmadığı yönünde bir başka iddia ortaya atılmış ancak bu hususun da andın esası ile ilgili değil, okul idarelerinin uygulamalarıyla ilgili olduğu da Danıştay kararı ile bir kez daha belirtilmiştir.

Önemle belirtilmesi gerekir ki, idari otoritelerin yönetmelikte değişiklik yapması keyfi değil, hukuki maslahata bağlı olarak gerçekleştirilebilecek bir husustur. Zira bu bağlamda değişikliğe yönelik olarak MEB tarafından öne sürülen gerekçeler yalnızca pedagojik meseleler gibi birkaç hususa dayandırılmış, Danıştay tarafından da işbu değişikliğin bilimsel temellendirme yapılmadan sunulduğu vurgulanmıştır.

Kaldırılan Andımız kararının bulunduğu İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ise 2014 yılındaki bir düzenleme ile ilköğretim okullarının ilkokul ve ortaokul olarak ikiye ayrılması ile kaldırılmıştır. Dolayısı ile bu halde asıl sorulması gereken soru Danıştay’ın üzerinde hala karar verebileceği bir yönetmelik değişikliğinden bahsedilebilmesinin mümkün olup olmadığı olacaktır. Zira ortada iptali talep edilen yönetmelik değişikliğini ihtiva eden yönetmelik halihazırda zaten kaldırılmış bulunmaktadır.

Bu noktada ise Daire, davaya konu hususlara ilişkin düzenlenen yeni yönetmelikleri incelemiş, bu metinlerde de Andımız ile alakalı bir hükmün bulunmadığını tespit etmiştir. Söz konusu tespitinin üzerine Danıştay, yeni yönetmeliği etkileyecek biçimde mütalaada bulunarak, verilen kararın  yeni yönetmelikte uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Temyiz mahkemesi olarak bilinen Danıştay aynı zamanda Danıştay Kanunu’nun (DK) 24. Maddesinin c bendi uyarınca, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerle alakalı davalara ilk derece mahkemesi olarak karara görmekle görevlendirilmiştir. Andımızın kaldırılması kararının da MEB tarafından yapılan bir yönetmelik değişikliği olduğu göz önüne alındığında işbu konuya ilişkin açılacak davanın temyizi, İdari Dava Daireler Kurulu’na (İDDK) yapılacaktır.  

Daire, söz konusu kararı oy birliğiyle değil, oy çoğunluğu ile alınmış olup davada bir karşı oy, bir de gerekçeye karşı verilen oy vardır. Karşı oyu kullanan daire başkanı tarafından Andımızın kaldırılmasının Anayasal bağlamda bir sorun yaratmayacağı, metnin okutulmasının Milli değerlere bağlılığı sağlamayacağı belirtilmiş, bu bağlamda yönetmelik değişikliğinin Bakanlığın takdiri olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.

Gerekçeye karşı oyu kullanan üye tarafından, 1933 yılında yayımlanan genelgeden önce Talim ve Terbiye Heyeti’nin görüşünün alındığı buna karşılık 2013 yılındaki yönetmelik değişikliğinde ise Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’ndan görüş talep edilmediği, dolayısı ile yetkide ve usulde paralellik ilkesine aykırı davranıldığı savunulmuş, anılan sebeplerle gerekçeye bu yönden katılmadığını belirtmiştir.

Sonuç olarak, Danıştay’ın vermiş olduğu söz konusu kararın ardından MEB işbu karara itiraz ederek ilgili karara karşı  24.10.2018 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurarak kararın bozulmasını istemiştir. Dava halen İDDK’da olup ilerleyen günlerde görülmeye devam edecektir.

Danıştay’ın bu davada görevi dava ve karar sürecinde yürütmenin yerine iş ve işlem yapmak olmayıp yalnızca idarenin iş ve işlemlerini denetleyerek hukuka aykırılık durumunda yürütmeyi durdurma veya iptal kararı vermektir. Dolayısı ile nihai karar İDDK’dan gelecek olup önümüzdeki süreçte gelecek karar merakla beklenmektedir zira kararın Danıştay tarafından onanması halinde yönetmelikte Andımız ile alakalı bir madde eklemesi gerekecektir.

 

Kaynakça:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/danistaydan-andimiz-karari-26391958

https://www.turkegitimsen.org.tr/userfiles/files/danistay_8daire_2018_2319_andimiz(1).pdf

http://www.ortaweb.bilkent.edu.tr/formlar/iooyonetmelik.pdf

http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2575.pdf

Gözler, Kemal; Kaplan, Gürsel, İdare Hukuku Dersleri, Bursa, Ekin, 2018