İş Hukuku

İş Hukuku

Nalan GÖKDAĞ / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

STAJ ÜCRETİ ALACAĞI İSTEMİNE İLİŞKİN KARARIN KANUN YARARINA BOZULMASI

Yargıtay 4.Hukuk Dairesi

2018/4202 E., 2018/7528 K.

Dava, staj ücret alacağı istemine ilişkindir. Davacı, Yükseköğretim Kurulu’nun 7431 ve 5886 sayılı Mesleki Teknik Eğitim Yapan Programlar konulu yazısı ile staj ücret alacak olan programların belirtildiğini, bu yazı ile tüm ön lisans ve mesleki ve teknik eğitim yapan lisans programının staj ücreti almaya hak kazandığını ancak staj ücretinin ödenmediğini belirterek staj ücret alacağının tahsilini istemiştir.

Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığının talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.

İlgili mevzuatta şu ifadeler bulunmaktadır:

  • 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3. maddesinin j bendi, 6111 sayılı Kanun’un 61.maddesiyle 13.02.2011 tarihinde “Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları, mesleki ve teknik eğitim alanında, diplomaya götüren orta öğretim kurumları ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları ile belge ve sertifika programlarının uygulandığı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim-öğretim kurumlarını ifade eder.” şeklinde değiştirilmiştir.
  • Aynı Kanunun “Ücret ve Sosyal Güvenlik” başlıklı 25.maddesinde ise “Aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilere ödenecek ücret ve bu ücretlerdeki artışlar; aday çırak veya çırağın velisi veya vasisi veya kişi reşit ise kendisi; öğrenciler için okul müdürlüğü ile iş yeri sahibi arasında Bakanlıkça belirlenen esaslara göre düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. (Değişik son cümle: 13/2/2011-6111/64 md.) Ancak, işletmelerde meslek eğitimi gören örgün eğitim öğrencilerine, asgari ücretin net tutarının, yirmi ve üzerinde personel çalıştıran iş yerlerinde yüzde 30’undan, yirmiden az personel çalıştıran iş yerlerinde yüzde 15’inden, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde 30’undan aşağı ücret ödenemez.” denilmektedir.

Dosya kapsamından, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 7431 sayılı yazısında 6111 sayılı Kanun’un 61.maddesi ile mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının da 3308 sayılı Kanun’a tabi olduğu, ücret ödenmesi gereken mesleki ve teknik eğitim programlarının Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından alınan görüş de dikkate alınarak oluşturulan liste ile belirlendiği, davacının eğitim aldığı beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünün listede yer almadığı anlaşılmaktadır.

Şu durumda mahkemece, davacının eğitim aldığı programın staj ücreti ödenen programlar kapsamında bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilerek kararın bozulması gerekmiştir.’’

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ İLAMLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ

Yıllık Ücretli İzin Hakkı Kullanılırken Cumartesi Gününün İşgünü Olarak Sayılacağı ve Hafta Tatili Süresinin 24 Saat Olacağı/İşçilerin Yıllık Ücretli İzin Hakkını Kullandıkları Zaman Dilimi İçerisinde Sadece Bir Günlük Süre Hafta Tatili Sayılarak Uygulama Yapılması Gerektiği

Yargıtay 22.Hukuk Dairesi

2018/9873 E., 2018/22569 K.

Başvuru, Bölge Adliye Mahkemeleri ilamları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkindir.

Davacı vekili; davalı işyerinde kadrolu çalışanlar için çalışma usulünün haftanın beş gün mesai ve iki gün hafta tatili şeklinde olduğunu, İş Kanunu gereği ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin yıllık izin süresinden sayılmayacağını, davalı şirketin bu kurala aykırı davranarak davacının iki gün hafta tatili hakkının mevcut olmasına rağmen yıllık ücretli izin hakkının kullanılması sırasında haftada bir gün hafta tatili kabul edilerek yıllık izin hakkına mahsup edilmediğini ileri sürerek yıllık ücretli izin alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, toplu iş sözleşmesinde cumartesi günlerinin iş günü sayılacağının ve genel tatil günü olmadığının hüküm altına alındığını, bu günlerin toplu İş Sözleşmesi kapsamında hafta tatili günü olarak kabul edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin Bölge Adliye Mahkemelerinin başvuru konusu kararları arasındaki uyuşmazlığın çözümüne yönelik sunduğu gerekçeler şu şekilde açıklanmıştır:

  • 4857 sayılı İş Kanunu md.46 uyarınca işçi bir haftalık zaman diliminde bir gün (24 saat) hafta tatili kullanacak olup, Toplu İş Sözleşmesi ile bu düzenleme işçi lehine değiştirilebilir. Buna göre, somut uyuşmazlığın meydana geldiği işletmede yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre çalışma süresi haftada beş gün olup, iki gün hafta tatili süresi öngörülmüş, İş Kanunu’nda düzenlenen bir günlük hafta tatili süresi, işçi lehine olacak şekilde değiştirilerek, kanuna ilaveten bir gün de akdi hafta tatili öngörülmüştür.
  • Diğer taraftan, Toplu İş Sözleşmesinde yer alan açık düzenlemeye göre de “Yıllık ücretli izin hesabında cumartesi günleri işgünü sayılır.” Sosyal tarafların mutabakatı ile bağıtlanan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre, işçilerin çalıştıkları sırada bir haftalık zaman dilimi içerisinde iki gün hafta tatili süresi olarak kararlaştırılmış iken, işçilerin yıllık ücretli izin haklarını kullandıkları zaman dilimi içerisinde 4857 sayılı İş Kanunu’nda öngörülen asgari sürenin altına düşmeyecek şekilde hafta tatili süresinin bir gün olması kararlaştırılmıştır.
  • Toplu İş Sözleşmesinde yer alan açık düzenleme yoruma gerek olmayacak şekilde, yıllık ücretli izin hakkı kullanılırken cumartesi gününün işgünü olarak sayılacağı ve hafta tatili süresinin bir gün (24 saat) olacağı şeklinde olup, bu düzenleme “yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir” şeklindeki 4857 sayılı İş Kanunu’nun 46.maddesinde yer alan nispi emredici hükme aykırı olmadığından, işçilerin yıllık ücretli izin hakkını kullandıkları zaman dilimi içerisinde sadece bir günlük sürenin hafta tatili sayılarak uygulama yapılması gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalar karşısında, Bölge Adliye Mahkemelerinin kesin nitelikte olan başvuru konusu kararları arasındaki uyuşmazlığın açıklanan gerekçe doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak işletmede uygulanan toplu İş Sözleşmesi hükümleri gereği işçilerin yıllık ücretli izin haklarını kullandıkları süre içerisindeki cumartesi günlerinin işgünü olarak sayılması gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.’’