Kanunlaşan OHAL KHK’ları ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

Kanunlaşan OHAL KHK’ları ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

Cemile Nur YILDIZ / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bakanlar Kurulu 21.07.2016 günü saat 01:00’den itibaren ülkemiz genelinde 90 gün süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan etmiş ve bu süre en son 18.01.2018 tarihinde olmak üzere 6 defa üç ay süre ile uzatılmıştı.

OHAL’in kanun ile bağlantılı olarak en önemli hukuki etkisi normalde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde olan yasama yetkisinin, OHAL’in gerekli kıldığı konular açısından Bakanlar Kurulu’na da tanınmasıdır.

Anayasa’nın 121. Maddesi’nde olağanüstü halde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nda olduğu ve Resmi Gazete’de yayımlandıkları gün TBMM onayına sunulmaları gerektiği belirtilir. Anayasa değişikliği ile bu hüküm mülga olmuştur fakat OHAL süresince çıkarılan KHK’lar bu hükme tabidirler.

12.01.2018 tarihine kadar toplamda 30 adet KHK yayımlanmış ve beşi daha önce ayrı olarak TBMM’de kanun olarak kabul edilmiş, geri kalan 25 KHK’nın ise TBMM’ce kabul edilmesi süreci de 08.03.2018 tarihli 30354 ve 03.11.2018 tarihli 30584 mükerrer kararlar ile tamamlanmıştır.

KHK’ların kanunlaşması ile birçok konuda yenilikler olsa da, yorumlamalar eleştiriler devam ederken Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikler biraz daha dikkat çekmektedir. Birbirleri ile bağlantılı olan hükümler beraber incelendiğinde beş ana grup ile konuya yaklaşılabilir:

 

  • Müdafilik ve Vekillik
  • 149/2:

 

  1. Maddenin 2. Fıkrasına yapılan ekleme ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların kovuşturulmasında bulunacak avukat sayısı en fazla 3 ile sınırlandırılmıştır.

 

  • 154/2:

 

Gözaltındaki şüphelinin müdafii ile görüşmesi, Cumhuriyet savcısının istemi ile hakim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilir hükmü 154. Maddenin 1.fıkrasına eklenmiştir. Lakin bu yetki belli suçlar açısından verilmiştir. Bu hüküm TCK m.309 ve 339 arasında yer alan Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar, Milli Savunmaya Karşı Suçlar ve Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk başlıklarında yer alan suçları, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçları ve  örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu uyarı madde imal ve ticareti suçlarını kapsamaktadır. Bununla birlikte bu zaman diliminde kişinin ifadesinin alınamayacağı belirtilmiştir. Kişinin ifadesi alınırken müdafii bulunması şartı çiğnenmeyecek şekilde düzenlenme yapılmıştır.

 

  • 151/3:

 

Bu maddede yapılan değişiklik ile avukatların belli suçlar sebebi ile müdafilik ve vekillikten yasaklanabileceği sınırlar değişmiştir. TCK m:220 Suç İşleme Amacıyla Örgüt Kurma ve m:314’teki Silahlı Örgüt suçları ve terör suçlarından ötürü kişinin müdafilik ya da vekilliğinin üstlenilmesi hali aynı kalmakla birlikte, öncesinde yalnızca sanığın tutuklu ya da hükümlü olması aranır  ve müdafii hakkında da bu suçlardan bir kovuşturma başlatıldığında fıkra uygulanırdı. 676 sayılı KHK’nın kabulü ile kişinin sıfatının şüpheli ya da sanık olması ve avukat hakkında da soruşturma başlaması hali de hükme eklenerek müdafilikten yasaklanma halleri genişletilmiştir. Verilen yetki ise takdiridir.

 

  • 188/1:

 

Duruşmada hazır bulunacaklar başlıklı maddede; hakimlerin, Cumhuriyet savcısının, zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde de müdafinin duruşmalarda olmaları zorunludur. Duruşmaya müdafi olmadan devam edilecek iki hal getirilmiştir. Bunlar; mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi ve yahut duruşmayı terk etmesidir.

Zorunlu müdafilik hükümleri bir maddede yer almamaktadır. Dağınık halde şu şekildedir: Şüpheli ya da sanığın gözaltı sonrası Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda, kişi hakkında tutuklama istenildiğinde, tutuklama süresi uzatılacağında,  kişi 18 yaşından küçük olduğunda , akıl hastalığı sağırlık dilsizlik halinde ve alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suç işlediğinde müdafilik zorunlu hale gelir, kişi için bir müdafi atanır.

Bu ek bilgi ile birlikte müdafilerin davranışları sebebi ile duruşmalara onlar olmadan devam edileceği kabul edilmiştir. Bu kısım tek başına belli açılardan kabul edilir gelse de eleştirilere sebebiyet veren bir sonraki maddede yer verilecek olan hüküm açıklanması kısmının da müdafi olmadan gerçekleştirilebilmesidir.

 

  • 216/3:

 

Delillerin tartışılması başlıklı maddeye eklenen son hüküm ile son sözün sanığa verilmesinden sonra hükmün açıklanması aşamasında müdafiin hazır bulunmamasını buna engel olarak görmemiştir. İki madde bir arada ele alınınca kovuşturma sürecinin neredeyse zorunlu müdafisiz sonlandırılacağı gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu durumda CMK içindeki bir kurumun pasifleştiğine şahit olabiliriz ve kurumun amacı gereği koruduğu yararın, kişinin savunma hakkının zedelenebilmesi olasılığı sonuçlardan biri olabilir.

2.Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı:

m.158/6:

Soruşturma aşaması devamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı CMK’da mevcuttur. Asılsız ihbarlardan kaçınmak ve yargı sisteminin de yükünü azaltmak amacıyla ayrıca savcının hareket alanını biraz daha genişleten bu hüküm de OHAL döneminde yayımlanan KHK’ların kanun olarak TBMM’ce kabulü ile ortaya çıkmıştır.

İhbar ya da şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının araştırma yapılmadan açıkça anlaşıldığı haller ile soyut, genel olan ihbar ve şikayetin olması durumunda soruşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir. Bununla birlikte karşı bir mekanizma olarak da şikayetçi ve ihbar edenin karara karşı itiraz hakkı düzenlenmiştir. Hüküm, lekelenmeme hakkının korunmasına da katkı sağlayacaktır. Bu yenilik ile şikayetler kategorize edilecek ve ne kadar karşı tarafın ihbar hakkı korunsa da şikayet edilen kişinin de baştan asılsız görülen bir ihbar sebebi ile şüpheli olarak vasıflandırılmasına engel olunacak ve lekelenmeme hakkı korunacaktır.

3.Tutukluluk Süresi, Hüküm Bozma ve Salıverilmeye İtiraz

  1. a) m.102:

Devletin güvenliği, anayasal düzen, milli  savunma, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile Terörle Mücadele  Kanunu kapsamına giren suçlarda 2 yıl olan tutukluluk süresi, 5 yıl daha  uzatılabilecek. Değişiklik öncesinde ise hüküm 3 yıl daha uzatılabileceği şeklinde idi. Şu an yukarda bahsedilen suçlar kapsamında 5 yıl olan toplam azami tutukluluk süresi 7 yıla çıkabilecektir .

  1.     b) m.280/1-d:

İlk derece mahkemesinin kararının kanun yollarına götürülmesi aşamasında hukuka kesin ayrılık halleri başlıklı 289.maddedeki gerekçelerin ileri sürülmesi ile hükmün bozulması kararı alınıp, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi hususunda (g) ve (h) bentleri hariç tutulmuştur. Bunlardan dikkat çekici olan ve hak ihlallerine sebebiyet verecek olanı (h) bendidir. Bu değişiklik sonucu; mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılması ne kadar hükme etkili olacak konuya dair olsa da , hüküm bozmaya gerekçe olarak gösterilememektedir.

  1.    c) m.104/2:

Soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tutuklu olan şüpheli ya da sanık salıverilme talep edebilir. Hakim ya da mahkemece bu itiraza karşılık, tutukluluk halinin devamına ya da salıverilmesine karar verilebilir. Lakin yalnızca ret kararlarına itiraz edilebilirdi. Yasalaşan KHK hükmü ile artık her türlü karara itirazın önü açılmıştır ve savcı, salıverilmesi kararlarına da itiraz edebilecektir.

4.Kovuşturma Sürecine Dair Olan Diğer Hususlar

a)178/1:

Her ne kadar hakim ya da mahkeme başkanı sanığın veya katılanın uzman ya da tanık çağrılması için verdiği dilekçe reddedilse de, sanık ya da katılan  kişileri mahkemeye getirerek dinlenilmesini sağlayabilir. Lakin eklenen son hüküm ile hakim ve mahkemeye takdir yetkisi verilmiş; davayı uzatmak amacı olan taleplerin reddedebileceği kabul edilmiştir.

b)139/3:

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi başlıklı maddeye; gizli soruşturmacı tanık olarak dinlenmek zorunda kalındı ise, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan ya da ses görüntü değiştirilerek özel ortamda dinlenebileceğini belirten hüküm eklenmiştir.

c)282/1:

Maddede BAM duruşma  hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgelerin  okunması belirtilirken,değişiklik ile keşif ve bilirkişi açıklamalarına dair tutanak ve raporların anlatılması yeterli görülmüştür.

    5.Mahkeme Yetkisi

a)161/6:

Eklenen bu fıkra ile vali ve kaymakamların bir suç işlediği ileri sürüldüğünde soruşturma ve kovuşturmayı yürütecek mahkemeler genel yetki kuralından uzaklaşılarak, yetkili bir mahkeme tayin edilmiştir. İlgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu BAM’ın bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesi yetkilendirilmiştir.

     b)161/9:

Milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, suçun seçimden önce veya sonra işlenmiş olması da fark etmeksizin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir.

Kaynakça