Kıymetli Evrak Hukuku

KIYMETLİ EVRAK HUKUKU

“Çekte Düzenleme (Keşide) Yerinin Kısaltma Olarak Yazılmış Olması Tek Başına Çeki Çek Olmadan Çıkaracak Eksiklik Değildir”


Çek, Türk Ticaret Kanunu’na göre kıymetli evrak mahiyetinde bir kambiyo senedidir ve hukuki niteliği itibariyle bir havaledir. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir. Zorunlu unsurlardan birinin bile eksikliği çekin bu niteliğini ortadan kaldırır. Çekin zorunlu unsurları Türk Ticaret Kanunu’nun 692-693.maddelerinde gösterilmiştir. 3167 sayılı Çek Kanunu’nun 3.maddesi de dikkate alındığında; a) Banka tarafından mevzuattaki tanıma uygun şekilde bastırılmış çek yaprağı olması; b) Bu çek yaprağının: Çek kelimesini; c) Hesabın bulunduğu muhatap banka şubesinin adı ve keşidecinin hesap numarasını; ç) Kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi için havaleyi; d) Keşide gününü ve keşide yerini ihtiva etmesi zorunludur.

 

Bu esasa ilişkin; 6.Ceza Dairesi’nin 10.10.1991 gün ve 5163/6353 sayılı kararında çekteki “İst” yazısının keşide yerini tam olarak ifade etmediği esasının benimsendiği; buna karşılık 7.Ceza Dairesi’nin 20.12.1991 gün ve 9315/14690 sayılı kararında çekteki “İst” yazısını keşide yerini gösterir nitelikte kabul eden yerel mahkeme kararının onandığı, On birinci Hukuk Dairesi’nin 30.1.1987 gün ve 384/391 sayılı kararında da İstanbul yerine “İst” yazılmış olması keşide yerinin gösterilmesi açısından yeterli sayıldığı saptandıktan sonra 6.Ceza Dairesi ile 7.Ceza Dairesi ve 11.Hukuk Dairesi kararları arasında aykırılık bulunduğundan bahisle bu aykırılığın içtihadı birleştirme yolu ile giderilmesi istemini içeren başvurusu üzerine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 14.12.1992 günü toplanarak konuyu usul ve esas yönlerinden incelemiştir.

 

Sıkı şekilcilik kanunun aradığı zorunlu unsurları çek yaprağı üzerine yazmayı gerektirir. Zira çek keşideci ile lehtar arasında havale ilişkisi doğuran bir akittir. Keşideci çeki düzenlemekle o konudaki iradesini beyan etmiş olmaktadır. İrade beyanı olmadan çekin vücut bulması mümkün değildir. Bu irade beyanının anlaşılabilir olması en önemli özelliğidir. Kanun beyan için yazılı olması dışında başkaca bir şekil şartı koymamıştır. Çekin bu niteliği dikkate alındığında, keşidecinin çekte kısaltma kullanmasını engelleyen bir düzenleme olmadığı söylenebilir. Bunun gibi keşide yerinin yazılması da bir irade beyanı olduğundan anlaşılabilir olması koşulu ile bu irade beyanının kısaltılarak yazılması da mümkündür. Okunduğunda hiçbir duraksama söz konusu olmaksızın anlamları belirlenebilen kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması çeki sadece bu kısaltma sebebiyle geçersiz hale getirmez. G.antep, Ş.Urfa, K.maraş, G.hacıköy, Ş.koçhisar ve Ş.karahisar gibi kısaltmaların neyi ifade ettikleri kolaylıkla ve hiçbir tartışmaya yol açılmaksızın belirlenebilecek niteliktedirler. O halde anlamlarında hiçbir duraksama olmayan kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması halinde çek bu niteliğini korumalı, buna karşın ne anlama geldiği bilinmeyen kısaltmaların yazılması halinde keşide yeri gösterilmemiş sayılmalıdır. Bu konudaki ölçü keşidecinin irade beyanının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olup olmamasıdır.

1992 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı sonucunda;

 

Yukarıda açıklanan nedenlerle çeklerde keşide yerinin, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile kısaltılmış olarak yazılması halinde, çekin sadece keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmış bulunması sebebiyle geçersiz sayılamayacağına, içtihatlar arasındaki aykırılığın bu yolda giderilmesine, 14.12.1992 gününde yapılan ilk toplantıda üçte ikiyi geçen çoğunlukla Yargıtay Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca karar verildi. Bu karar doğrultusunda güncel bir karara daha ulaşılmıştır.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2018 günlü kararında aynı sonucu tekrar etmiştir. İlgili karar şöyledir;

 

Somut olayda, takip dayanağı çekte keşide yeri olarak “D. Bakır” yazılmıştır. Kısaltılmış şekilde yazılan bu keşide yeri yukarıda yazılı ilkeye uygun bulunmadığından, takip dayanağı belge çek niteliğinde kabul edilemez. O halde Mahkemece, İİK’nun 170/a-2 maddesi gereğince bu husus re’sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:


KARAR: İstem takibin şikâyet yolu ile iptaline ilişkindir.

 

Mahkemece Diyarbakır ilinin “D.BAKIR” şeklinde kısaltılmasının herkes tarafından yaygın hâlde kullanıldığı; noterliklerce, icra müdürlüklerinde, mahkemelerde, avukatlarca ve Devletin tüm resmî birimlerinde bile bu kısaltmanın kullanımının olağan hâle geldiği, “D.BAKIR” şeklindeki kısaltmanın 14.12.1992 gün ve 1991/1-1992/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan ilkelere göre belirgin ve duraksamaya yer vermeyecek “Diyarbakır” ilinin anlaşıldığı, aksinin kabulü hâlinde bu hususun kötü niyetli kişilerin suistimaline açık olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: “D.BAKIR” şeklinde düzenleme ( keşide ) yeri içeren takibe konu çekin kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı, burada varılacak sonuca göre takibin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Somut olaya bakıldığında takibe konu çekin ön yüzünde düzenleme (keşide) yeri “D.BAKIR” olarak gösterilmiştir. Şu durumda düzenleme (keşide) yerinin çek kapsamından hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde “Diyarbakır” olarak anlaşıldığında kuşku bulunmamaktadır. Durum bu olunca takibe konu çek, kambiyo senedi vasfını haizdir ve kıymetli evrak olma niteliğini korumaktadır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi tutulduğu, somut olayda kısaltılmış şekilde yazılan düzenleme ( keşide ) yerinin 14.12.1992 gün ve 1991/1 E., 1992/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında değinilen ilkelere uygun olmadığı, bu sebeple takibe konu edilen belgenin çek vasfında olmadığı yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.


Yukarıda açıklanan nedenlere göre yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir.

 

Ne var ki esasa dair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle direnmeye uygun bulunduğundan işin esasına dair borçlular vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMESİNE, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2018 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/12-1153 K. 2018/1192