Yargıtay’ın Hastanede Yaşanan Taciz Olayı Hakkında Kişisel Bir Suç Olarak Tanımlayan Önemli Kararı

Yargıtay’ın Hastanede Yaşanan Taciz Olayı Hakkında Kişisel Bir Suç Olarak Tanımlayan Önemli Kararı

Mobbing terimi bir kişiyi taciz etmek, kabadayılık yapmak veya rahatsız etmek için işbirliği yapan bir grubu ifade eder. Mobbing ile uğraşan bireyler üstler, meslektaşları veya altları olabilir. Bu davranış açık ve doğrudan veya gizli ve dolaylı olabilir.

Mobbing Türleri nelerdir:

Belirli bir çalışan hakkında söylenti yaymak

  • İşçinin ofiste tecrit edilmesi
  • İş yerinde taciz
  • Yok sayılma
  • Görmezden gelme
  • Uygunsuz şakalar
  • Sürekli suçlama ve eleştiri
  • İş performansının dışında işler verilmesi ve bunun gibi aşağılayıcı gurur kırıcı eylemler, örnek verilebilir.

Mobbing Uygulayanlara Uygulanabilecek Yaptırımlar

Mobbing adli bir suçtur. TCK MADDE 105:Bir kişiyi cinsel anlamda taciz eden kişiyi mağdurun şikâyeti üzerine 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası hükmolunur. Bu fiiller hiyerarşi, hizmet veya eğitim/öğretim ilişkisinden kaynaklanan nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlendiğinde yukarıdaki fıkradaki cezalar yarım kat arttırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan ayrılmak veya ailesinden ayrılmak zorunda bırakılmışsa verilecek ceza 1 yıldan az olamaz.

Yine aynı kanunun 109. Maddesinde bir kimseyi hukuka aykırı olacak şekilde bir yere getirmek veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu durum kişinin yerine getirdiği nüfusunu kullanmak suretiyle olur ise bu ceza bir kat artırılır denilmiştir.

Ayrıca yukarıda yazılan cezaların yanı sıra çalışanın maddi manevi tazminat açma hakkı saklı kalmak kaydıyla hukuki hakkını araması yolları sabittir.

Yargıtay kararına göre iş yerinde taciz bundan sonra idare aleyhine değil doğrudan tacizciye açılacak.

OLAY:

İşyerindeki taciz bundan sonra idare aleyhine değil, doğrudan tacizciye açılacak. Buna göre işyerindeki taciz, hizmet kusuru değil, kişisel kusur kabul edilecek. Bu nedenle de tacizle ilgili tazminat davaları artık idare aleyhine değil, doğrudan tacizciye açılacak ve tazminatı da doğrudan o kişi ödeyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan (YHGK) çıktığı için tüm mahkemeleri de bağlayıcı nitelik taşıyan karara konu mobbing olayı Bandırma’da yaşandı.

Hastanede hemşire olarak çalışan davacı aynı zamanda baş hekim yardımcısı da olan doktor tarafından cinsel tacize uğrayınca şikayetçi oldu. Şikayette olay tarihinde iş yerine alkollü gelen doktor hemşirenin beline ve bacaklarına dokunmak suretiyle hemşireyi taciz etmiştir iddiasına yer verilmektedir.

İDARİ SORUŞTURMADA DOKTORA KINAMA CEZASI

Doktora hem ceza davası hem de idari soruşturma açıldı. İdari soruşturma sonucu doktora kınama cezası verildi. Asli ceza mahkemesi de taciz suçunu sabit gördü ve doktora aynı zamanda amiri olduğu hemşireye cinsel taciz suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Ardından bu ceza kamu görevlisi nüfuzunu kullandığı d göz önüne alınarak 3 yıla çıkartıldı.

HEMŞİRE DOKTORA TAZMİNAT DAVASI AÇTI

Taciz mağduru hemşire ardından bu olay nedeniyle ciddi manevi zarar gördüğü gerekçesiyle doktora 25 bin TL değerinde manevi tazminat davası açmış ve asliye hukuk mahkemesi davayı kabul ederek 10 bin TL değerinde tazminat hükmetmiştir. Fakat Yargıtay 4.Hukuk Dairesi bu kararı mahkemenin tacizi kişisel kusur kabul edip davaya bakmasını ve tazminat hükmetmesini yasaya aykırı buldu.

Ancak bu bozma kararına yerel mahkeme yargıcı direndi. Direnme üzerine dosya Yargıtay Genel Hukuk Kuruluna geldi. YGHK direnme kararını oluşturan uyuşmazlığı önemli bir içtihat ile çözüme kavuşturdu:

Yargıtay Genel Kurulu E.3013/4-1575, K.2015/1102, T.27.3.2015

ÖZET: Uyuşmazlık; eylemin hizmet kusuru mu yoksa hizmetten ayrılabilen kişisel kusur mu olduğu, varılacak sonuca göre davalı doktor hakkındaki davanın Anayasanın 129/5 ve 657 sayılı Kanun’un 13. Maddesi uyarınca husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Asliye Ceza Mahkemesi ilamıyla sanık olan davalı doktor hakkında, davacı hemşireye karşı cinsel saldırı suçunun işlendiği sabit olduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı kendisine karşı cinsel saldırı suçunun işlendiğini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunduğundan davacının istemini dayandırdığı bu maddi olgulardan, davalı doktorun göreviyle ilgili bir eylemine değil, salt kişisel kusuruna dayanıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde sıralanan maddi olguların davalını salt kişisel kusuruna dayanıldığı göstermesi karşısında davanın adli yargı yerinde çözülmesi gerekir.

Birçok alanda uygulanan mobbing sağlık sektöründe de yaygın olarak rastlanılan bir olaydır ve Yargıtay’ın bu yerinde kararı ile artık mobbing kişisel bazlı adli ceza davasına konu olabilecek bir suç statüsüne girmiştir.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

www.kazancı.com.tr  

www.medikalhaber.com.tr