İş Hukuku Bülteni

İŞÇİ İSTİFA ETSE DAHİ YILLIK İZİN ÜCRETİNİ ALABİLİR!

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin verdiği karara göre işçinin yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin sona ermiş olması zorunludur. Ayrıca istifa eden işçi de kullanılmayan yıllık izinlerinin ücretini alabilir. Karara konu olayda taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı vekili, davacının iş akdinin haksız nedenle fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

Yargıtay gerekçeli kararında aşağıdaki hususları belirtmiştir:

  • 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
  • Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. 
  • Akdin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.

Somut olayda davacının fesih tarihi ile ıslah dilekçe tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davacının yıllık izin ücreti alacağının ıslah edilen kısmının zamanaşımına uğradığı gözetilmemesini Yargıtay hatalı bulup kararı bozmuştur. 

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi  E. 2016/14174 K. 2019/12485

GÖREVLENDİRMEYİ KABUL ETMEYEN İŞÇİNİN YENİ GÖREVLENDİRİLDİĞİ İŞYERİNDE DEVAMSIZLIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ!

Davacı vekili, görev yeri değişikliğini kabul etmeyip eski işyerinde görevine devam eden davacı işçi aleyhine işveren tarafından yeni görevlendirildiği işyerine gitmediği gerekçesiyle devamsızlık tutanakları düzenlenmiş olup, davacının iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, bu alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin alacağı, ücret alacağı, yemek parası, prim alacağı, asgari geçim indirimi alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, alacakların zamanaşımına uğradığını, üst üste üç işgünü mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle haklı neden ile iş akdine son verildiğini, davacının tüm hak ve alacaklarının bordro ile ödendiğini, ödenmeyen bir hak ve alacağı bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Yargıtay kararla ilgili aşağıdaki gerekçelere değinmiştir:

  • Davacı işçinin nedeni de tam olarak ortaya konulmadan başka bir şehre gönderilmesi işçi açısından iş şartlarında aleyhe değişiklik olup, davacı işçi bunu kabul etmek zorunda değildir. Somut dava bakımından görevlendirmeyi kabul etmeyen işçinin yeni görevlendirildiği işyerinde devamsızlığından söz edilemeyeceğinden, davalı işverenin devamsızlık nedeniyle yaptığı fesih yerinde değildir. Davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır.
  • Davacıya ödenmesi gereken ücretten yapılan avans mahsubunun yerinde olduğu ancak davacının şirkete ait aracı kullanırken sebep olduğu trafik para cezaları nedeniyle davalı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarların davacı işçinin açık muvafakati olmadan re’sen mahsubu yoluna gidilmesinin mevzuata aykırı olduğu gözetilerek davacının hak ettiği ücretinden sadece avans mahsup edilip bakiyesi belirlendikten sonra ıslah edilmeyen bedelin, taleple bağlılık kuralı gereği, hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
  • Dosyada mevcut bordrolar incelendiğinde talep ettiği aydan önceki aylarda davacıya prim ödemelerinin ilave ücretler adı altında ödendiği anlaşılmaktadır. Talep edilen aya ilişkin bordro incelendiğinde ise bu rakamın sembolikleştirildiği görülmektedir. Mahkemece bir yıllık dönemde ilave ücret adı altında davacıya ödenen prim miktarı toplanıp on ikiye bölünerek aylık ortalama prim miktarından ödenen sembolik miktar düşülerek varsa bakiyesi belirlenip, ıslah edilmeyen dava dilekçesindeki bedel taleple bağlılık kuralı gereği hüküm altına alınmalıdır. Prim alacak talebinin reddi hatalıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  E. 2017/13342 K. 2019/16167 
                          Nalan Gökdağ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir